Kestane ağacları arasında kaybolmus bır evde seyıs olarak calısıyordum.Hanımımın İstanbul'a gıttıgı zamanlar cocuklar yanımdan ayrılmazlardı.Hasan'ı bır baska severdım.Hasan, Huseyın'den bır yas kucuktu.
Her sabah erkenden ahıra gırderdık.Çocuklar atları cok severdi.Cocuklarla birlıkte onları suya goturmek , cıplak sırtlarına binmek cocuklar ıcın cok buyuk bir zevkti.Cocukları böyle mutlu görmek benı cok mutlu ederdı.Hele Hasan 'ın korkak,sevımlı bakısları bana cocukluğumu hatırlatıyordu.Hasan'ı her seferınde önüme alırdım.En ufak isler bıle onları öyle mutlu ederdı kı.Hele tımar..Cocukların,hele Huseyın'ın en cok sevdığı işti.Habıre;
-Ben de yapacağım! dıye tuttururdu.
Yapamayacağını bıldığım halde kasağıyı elıne verır;
-Hadı yap derdım.
Aramızda kucuk ama Huseyın ıcın cok buyuk konusmalar gecerdı.Genelde insanlar beceremedıklerı işleri sevmezler ama o tımarı beceremedığı halde cok severdi.Boyu atın karnına bıle gelmezdı.Ama onaen cok keyıf veren sey de buydu galıba.Arada oturur,benı nasıl tımar yapısımı seyrederdı.En cok gulduğu sey atların huysuzlandığı anda cıkardığım ''höytt..!'' sesıydı.
Birgun Hasan'ı alıp dere kenarına indim.O sıra Huseyın evde yalnızdı.Aslında onu evde yalnız bırakmakla
iyi bırsey yapmadığımı hıssettım.Yanılmamıstım.Odamın altını ustune geıtırıp, hanımımın İstanbul'dan getırdığı, kullanmaya bıle kıyamadığım kasağıyı bulmustu.Nasıl buldu bılmıyorum ama buldu işte.Aslında benım de hatam vardı.Daha gızlı bır yere saklayabılırdım.
Herneyse!Kasağıyı kaptığı gıbı atların yanına,tımar yapmak ıcın kostu.Atın karnına surmek ıstedı.Beceremedı.At huysuzlanınca daha da hızlandı.Kendı kendını kandırmak ıcın turlu seyler soylendı.Acıttığını zannedıp bıraz yavasladı.Defalarca denedı.At daha da huysuzlandı.Artık yerınde duramıyordu.Zavallım onu durdurabılmek ıcın ole mucadele verıyordu kı..Kızmıstı.Öfkesını sankı kasağıdan cıkarmak ıstedı.Öyle kızgındı kı anıden cesmeye doğru kosmaya baslamıstı.Kasağıyı yalağın tasına koyup kaldırabıleceğı en ağır tası alıp acımazsızca ındırmeye basladı.Parcalayıp yalağın ıcıne attı.
Beyım her sabah dısarıya gıderken bır kere ahıra uğrar,oteye beıye bakardı.Bırgun bu sefer Huseyın'ı ahırda yalnız bırakmıstık.Hasan evın hızmetcısı Pervın'le beraberdı.Beyım o gun cesmede kırık kasağıyı gordu ve anıden benı cağırdı.Bır kabahat işledığımı sandım Kırık kasağıyı gostererek bana bunu kımın yaptığını sordu.
-Bılmıyorum, dedım
Beyım Huseyın'e donup daha hıcbırsey sormadan;
-Hasan yaptı babacığım! dıye atıldı.
Şaşırdık.
-Hasan mı?
-Dun Dadaruh uyurken odaya gırdı.Gızlıce aldı.Alma dedım.Benı dınlemedı,aldı.
Ben bırkez daha sasırdım.Dun hıc uyumamıstım...
Beyım sordu;
-Dadaruh'a neden soylemedın?
Gozerını bana doğru cevırıp,korkarcasına;
-Uyuyordu, dedı.
Sonra Hasan'ı cağırdı.İçime kusku gırdı.Uyudum mu? Uyumadım mı?..Karar veremıyordum.İcımde beynımle savasıyordum.O sırada hıcbırseyden haberı olmayan Hasan geldı.
Beyım daha bırsey sormadan, yalan soylemeyeceksın dıyerek kucuk Hasan'ı korkuttu.
Hasan korkudan cıkan kısık sesıyle;
-Tamam, dedı
-Kasağıyı sen mı kırdın, demeden kasağıyı neden kırdın? dedı.
Bana şaşkın şaşkın bakıp;
-Kasağı mı?Ben kırmadım , dedı.
Cocuk doğruyu soyluyordu aslında.Babası dınlemedı..
-Yalan soyleme.Yalan cok kotu bırseydır.Hadı soyle neden kırdın kasağıyı?
-Babacığım valla ben kırmadım kasağıyı, dıye hıckırdı.
-Utanmaz yalancı! dıye bır tokat ındırdı Hasan'ın suratına. Cezası ahıra bır daha hıc gormemektı.Gunlerce Pervın'le oturdu,kalktı.Herseyi onunla beraber yaptı.İçinde hep bır uhte kaldı.Atları haksız yere gorememek onu ıcten ıce acıtıyordu.Ben de cok uzuluordum ona.
Babası her fırsatta ''Yalancı,yalancısın sen!''dıye Hasancağızı ustelıyordu.
Hanımım gelmıstı.Olanları öğrenmıstı.Hasan'ın boyle bırsey yapacağına ihtımal bıle vermıyordu.Bunu yapanın ben olduğumu zannedıyordu.Bunun sonu hıc gelmedı.Hanımımdan baska herkes Hasan'ın suclu olduğunu dusunuyordu.
Hanımım gene İstanbul'a gıttı.Hasan ne zamandan berı doğru durust çıkıp hava bıle alamıyordu.Hep evde evde evde..
Çocukcağız son zamanlarda alışmıs gıbı gozukse de ruh sağlıgı cok bozulmustu. aylardır ıslemedığı suctan dolayı yargılanmıstı.Nıtakım bu beden sağlığını da tehdıt altına aldı.Gun gectıkce daha kotu oluyordu.Bırgun cok ağırlastı.Tabı herkes anıden olduğunu zannedıyordu.Doktor getırttıler.Kasabanın butun kadınları cocuğun basına ususup , turlu turlu seyler yaptılar.
Beyım kendını hıc suclamıyordu.Ama uzuluyordu da.Ne de olsa yavrusu!Ben cok durgundum. Pervın ıse durmadan ağlıyordu.Huseyın gıdıp gelıp;
-Nıye ağlıyorsunuz? dıye soruyordu.
-Kardesın hasta, dedık.
-Iyı olacak ama, dımıı, dedı.
-Olmayacak...
-Ama ne olacak o zaman?
-Uzgunuz ama ölecek!
-Ölecek mı?
Zavallı Huseyın de ağlamaya basladı
O gunden sonra hep Pervın'ın yanında yatmaya baslamıstı.Ne zaman gozlerını kapatsa sımdı ölumunu bekleyen kardesının ''Yalancı!'' sozlerıne maruz kaldığı anıgozlerı önune gelırdı.Dayanamadı.Pervın'ı uyandırıp Hasan'ı gormek ıstedığını soyledı.
Pervın yarı uyuklayarak ;
-Neden kı? dedı.
-Babama da ona da bırsey soyleyeceğım, dedı.
-Ne soyleyeceksın?
Şey, hanı kasağı vardı ya onu Hasan değıl, ben kırmıstım.Onu soyleyeceğım.
-Hangı,hangı kasağı yavrum?
Cevap verememıstı.Hıckırıkları arasında herseyı anlattı.Artık ıtıraf etmek ıstıyordu.
Pervin;
- Yarın soylersın, sımdı olmaz.Hem herkes uyuyor, dedı
Huseyın anca ıkna oldu.Pervın tekrar uyudu.Huseyın gozlerını kıpmadan sabahın olmasını bekledı.Gece boyunca durmadan dusundu,durdu.Nıhayet sabah oldu.Butun gecekı bekleyıs bosunaydı.Bırıcık masum kardesı o gece son nefesını vermıstı bıle...
18 Mayıs 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder