8 Haziran 2007 Cuma

DUYURU

Bundan böyle yeni yazıları  tuncayazaphan.blogspot.com  adresinden takip edebilirsiniz.Yazılarınızı eskiden olduğu gibi  ozcaliskan@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

29 Mayıs 2007 Salı

Cansu Yunus - Sığındığım Yıldız

Yoruldum artık.
Hayat mı yoruyor beni?
Yoksa çıktığım yokuşlar mı?
Tek zevk aldığım yıldızlar.
Onlar rahatlatıyor beni.
Bana bir annenin çocuğuna bakan,
Şefkatli, tatlı yüzü gibi göz kırpıyorlar.
Onları seyretmek,
Yakamozları seyretmek kadar güzel.
Deniz gibi durgun ama dalgalı olmak.


Cansu Yunus - Olmak ve Olmamak

Hem varlığım,
Hem yokluğum.
Hem yakınım,
Hem uzağım.
Hem düşmanım,
Hem dostum.
Hem her şeyim,
Hem hiçbir şeyim.
Hem gecem,
Hem gündüzüm.
Hem soğukluğum,
Hem sıcaklığım.
Hem hapsettiğim,
Hem hapsedildiğim.
Hem sevdiğim,
Hem nefret ettiğim.
Olmayı nasıl başardın? ...


Cansu Yunus - İstanbul'da Yaz Gecesi

İstanbul sana sesleniyorum bu gece.
Beni dinle kız kulesi.
Çığlıklarımı duy Boğaziçi.
Gözyaşlarımı sakla Marmara denizi.
İçimdeki ses konuşuyor bu gece.
Kalbim hızla çarpıyor, sırdaşımsın bu gece.
İstanbul, hıçkırıklarını duyuyorum.
Kız kulesi, ışıltının yaptığı yakamozları seziyorum.
Boğaziçi, dudaklarının yanından süzülen gözyaşlarını görüyorum.
Marmara, sana bakıp hüzünlenen insanları görüyorum.


Cansu Yunus-Çizgideki Cambaz

Hayat çizgisindeyim.
Kalmak mı? Gitmek mi acaba,
Bana verilen.
Çığlıklarım, sadece benim bildiğim bir dilin kelimeleri sanki.
Sessizlikler, elime verilen bir şiir sanki.
Okuyorum, ama okumayı yeni öğrenen bir çocuk gibi.
Güçlüyüm, savaşa yeni giren zırhlı bir savaşçı gibi.
Hatalıyım, hançerlenmiş yüreğim bir taş gibi.
Haklıyım, suçsuz yargılanan bir mahkum gibi.
Suskunum, masum bir bebek gibi.
Yolcuyum, yürümeyi yeni öğrenen bir küçük gibi.
Acemiyim, ipte dengesini çabuk kaybeden bir cambaz gibi.
Aşığım, çıldırmış şairlerin titreyen mısralarındaki sen gibi…


26 Mayıs 2007 Cumartesi

Pınar Can-Yalnızlığın Dansı


Neden sussar insan?Susarken sığındığı şey nedir?Herşey bir lirik dans gibi ezgileri acılı susan ama keskin
hareketlerle dolu koca bir hikayeyi barındıran mini bir gösteri yada sonu bir türlü gelmeyen acıklı bir ayrılık şarkısı hani ayrılanlara hitafen.Boşlukları taşlarla doldurmak sessizce durmak gerek.Acıdan mı dillere lal düşer bilinmez.Düşüncelerde lirik yapabilir mi?Onlarda çok sessiz sanki bir felaket var arkalarındaitelio düşüncelerimi piste.Işıklar kaarardı.Perdelieri kim kapattı?Güneş vurmuyo duvarlara dans etmiyor odada.Acının ssesi duyuluyor uzaktan ruhu derinden etkileyen birşekilde dolduruyor kulaklarımı.Düşünceşerim kilitleniyorbirbirlerine.Şimdi dans ediyorlar hesapsızca.Bütün uzuvlarımda hisediorum müziği.Düşünceler teker teker pistteler boş yer kalmadı raks ediorlar.Hepsi bir yerde toplandı şimdi.Tek görüyorum onları okuduğumda ACI.Şehvetle dans eden iki kelime var ortada birbirlerine okadar kenetlenmişlerki okuyamıorum.Susuyorum....
Notalar arka arkaya geliyor sanki düşüncelerimi çağırıyor.Bu dans öyleki içinde tutku ihanet şehvet ayrılık sevgi çaresizlik var.İçine aldığını yakar.Bütünlük var.Derin bi masumiyet aslında gerçek gibi görünen ortak olmayan hayaller var.Küçük bir aydınlık oldu şimdi.Zarif masum bir kız geliyor içeri yalın ayaklı donuk parmakları kırmızı ojeli.Narin teni ateş gibi.Gözleri keskin ve parlak.Masumiyetini beyaz bir elbiseyle örtmüş.Çekingen ve suskun.Saçları özgür omuzlarından beline.Mırıldanıyor mini bir ezgi dilinde.Yavaşça yaklaşıyor piste.Soğuk elleriyle kavruyor düşünceleri yağmalanıyor onların arasında kavruluyor adeta.Tüm çekiciliği üzerinde düşüncelere musallat oluyor.Umduğunu bulamıyor.Sessizlik... suskunluk..
Evet kelime okunabiliyor şimdi YALNIZLIK.
Müzik hızlanıyor kız yalnızlığın kollarında umarsızca dans ederken konuşamıyor.Bütün görmek istediğini,almak istediğini veriyor yalnızlığa sesinide suskunluğunu ve karanlığınıda.Garip bir şekilde anlatıyordu bu suskunlukta düşündüklerini.Teslim etmişti kendini yalnızlığın kolarına.O halde susmak en doğrusudurve siz susarken anlamış olan varsa düşüncelerinizi konuşacağınız kişilerde onlar olmalıdır belki.
Müzik yavaşladı Yalnızlık kızı yordu.Ojeli küçük parmakları kızı taşıyamadı elbisesi terli vücudundan kaydı.Saçları belli yerlerini kapadı.Yalnızlıkta gittti dansta bitti.
Perdeler açıldı güneş gecenin suskunluğuna ışık vurdu.Kız artık yalnızlığındı odanın en hucra köşesinde kıvrılıp uyudu.
Yalnızlığın dansı onu yormuştu.


18 Mayıs 2007 Cuma

Pınar Can-Nanama


Sizlere birini tanıtmak istiyorum.
Kısa boylu,yapılı göbekli,pamuk beyazı,henüz ellialtısında bir çıtır o.
Çok genç yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşmış.Annesini kaybetmiş dokuzunda sırasıyla babası kardeşleri,eşi,kızı derken bu günlere gelebilmiş.Çok
cukları evlenip çoluk çocuga karışmış,genç yaşta kaybettiği evinin direğinin yerini almış.Büyük bir sabırla yetiştirmiş çocuklarını ve hatta torunlarını.
Oda ne!Yüzü çizgilerle dolmuş,masum tebessümleri cizgilerinin arasında kaybolmuş.Her çizgisi hayatının önemli hatıralarıyla dolmuş.Kolay geçmemiş onun yaşamı,kalbi bile dayanamamış hızla giden senelerine daha doyamadan gençliğine.Zalim hayatın çöllerinde savrulmuş hayat nereye götürdüyse.Hala mücadele ediyor hayatla.Kaybetmiş kendini elini eteğini çekmiş herşeyden.Bedeni yorulmuş rüzagara karşı direnmekten.İyice çukurlaşmış birçok düşünce gözlerinde.
Hala savaşıyor,pençeleşiyor hayatla.Hergün bir çizgi bir çizgi ilerliyor yolunda.Düşündüğü kollarını açtığında eksik kalan yeri yani kızı için ayırdığı yeri kimin dolduracağı.Yarattığı nedense yetim kalmış torunları.Yo yo bukadar çobuk pes edemez.Daha hala herkesin ona ihtiyacı var.Okadar şey yaşamış ki kalbinde yara almadık yer kalmamış.Herşeyede alınır olmuş zamanla.Yo yo daha yaşlanmadı.O çizgiler hayatın oyunu saçlarına karlar yağmadı doğanın kanunu bu.
Zaman işlemesin dursun.Herşey bir rüya olsun.Nelere dayanmadı ki o yürek,nelere şahitlik etmedi ki o gözler boşuna mı o çizgiler?Yaralı kalbine bir merhem arıyor galiba yada kaybettiği huzuru ve yakınlarını.Boşlukta yaşıyor sanki kaybettiklerini arııyor gözleri.Bir dakika mutlu olsa anında ağlıyor yo yo yaşlanmadı o çizgiler yalan hayatı geçti gözünün önündende ondan.Tatlı bir kadın o ve kılıç kadar keskin hala arayış içerisinde olan tecrübeli bir kadın o.
Hisettiği herşeyi ufakta olsa gözlerinin sönmeye yüz tutmuş ışıltısına vuran; çok eski bir albüm gibi yada yılanmış bir şarap misali Hayatın ta kendisi o.
O kim biliyormusunuz?Annemin annesi beni büyüten sultan biricik anneannem Beycan.