18 Mayıs 2007 Cuma

Bahar Eren-İstenilenlerin Sıkıcılığı

Zaman denilen kavram o kadar hızlı ve çabuk ilerliyor..ve bizi o kadar kendine esir ediyorki,bizler onun içerisinde kayboluyor ve birer kayıp yığın olarak yaşıyoruz..Ya da bazılarımız yaşar gibi yapıyoruz..İnsanların,bir misal çevremizdekiler, onların o kadar hayalleri geleceğe dair umutları vardır ki..Aslında bir çoğunun olmasada, olanlarınkilerde bir o kadar değerini çabuk ve önemsizce yitiriyor..bir zamanlar o kadar çok istediğimiz şey bir bakıyoruz,zaman gelince değerini tamamiyle unutmuş ve yok etmiş..ya kendi ya da bizim içimizde.en üzücü yanı kendi yanımızda olmasını bir o kadar istediğimiz bir şeyin değerinin bir anda bir hiçe dönüp var sayılmaması gibi..artık istediklerimden korkar oldum,ne istesem sonunda değeri benim için o kadar çabuk kayboluyor ve unutuyorum..aynı şekilde insanlarda böyle..hep yetersizlik,yanlış anlamalar,çekinmeler,sakınmalar..hayatımızı bir ruh gibi alıp eski,unutulmuş ve bir o kadar da uzak diyarlara götürüyor..gözyaşı hiç birşeyin çağresi değil, bunuda anladım bugün..hayata ne zaman umutla, bir şeyleri tekrar kazanma çabasıyla baksam,hep üzüntüyle geri dönüyorum,güçsüzlük beni hemen ele veriyor ve insanlar o anda benim kim olduğumu, ne olduğumu hemen anlayıveriyorlar..bu dünyada ne seveceksin,ne de inanacaksın..çünkü her ikisindede kaybediyor ve sonunda üzülüyorsun..ya da bu ikisinden birini tercih ettiğinde dahi, yine bir yenilgi devamını sürüklüyor ardından bu sefer, elindekileride kaybediyorsun..işte galiba, hayattan kopma noktası bu demek..yazıyorsun,yazıyorsun,yazıyorsun..artık onlar dahi kendini belli etmemeye başlıyor,kendini iyice yapayalnız,kimsesiz ve yorgun hissediyorsun..gözlerindeki o,ilk günkü parıltı yok oluyor,bir bakıyorsun bir yıldız gibi hemencecik ve haberin bile olmadan,senden gizli kayıp gitmiş..artık bulamıyorsun..o zevki ne kadar arasanda,kime anlatsan boş, derdini,kime söylesen anlamaz çünkü herkes,kendi halinde ve kimsesiz..arkanı dönsen gelecek, sana destek olacak hiç kimsen yok..ağlasan gözyaşını silecek tek bir dostun yok,ölsen dahi mezarının başında tek bir dua okuyacak insan yok..''ölsem'' diyorsun ''arkamdan kim ağlar?''..hiç kimse,belki bir kişi,o da rol icabı..hayatta hiç kimsenin dostu yoktur derdi babaannem,ama ben''olur mu öyle şey babaanne!nasıl yok,insanın dostu olmadan olur mu?''derdim..ve şimdi anladım ne istenilenlerin,ne dostların ya da dost bildiğin insanların kıymeti,değeri varmış hayatta..hatta bazen insan kendisini bile kıymetsiz,bir o kadar değersiz buluyormuş..şimdi anladım...

Hiç yorum yok: